Tevkifat Suretiyle Ödenen Vergilerin İadesi Nasıl Yapılır?

Muhasebe-7

DÖNEM İÇİNDE TEVKİF SURETİYLE ÖDENEN VERGİLERİN YILLIK BEYANNAME ÜZERİNDEN HESAPLANAN GELİR VEYA KURUMLAR VERGİSİNDEN MAHSUBU VE MAHSUP EDİLEMEYEN TUTARLARIN İADESİ

I. GİRİŞ

Tahsilat sonuçları giderek daha yoğun biçimde tersini gösterse de (örn. 2004 yılında, toplam gelir vergisi tahsilatının % 90’ı aşan bir kısmı tevkifat suretiyle gerçekleştirilmiştir), vergilendirme sistemimiz genel olarak beyan esasına dayanmaktadır. Yani, vergi kanunlarında vergiye tabi olduğu hükme bağlanan kazanç ve iratlar, yine vergi kanunlarında gösterilen zamanlarda, mükellefler ve vergi sorumluları tarafından beyanname ile beyan edilmekte ve bu beyannameler üzerinden tarh edilen vergiler de kanunlarla belirlenen süreler içinde ödenmektedir. Bu bağlamda, Gelir Vergisi Kanunu’nun 85 inci maddesinde, mükelleflerin aynı Kanunun 2 nci maddesinde yazılı kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratları için, aksine bir hüküm olmadıkça yıllık beyanname vermek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.
Bununla birlikte vergilendirme sistemimizde, vergilerin tahsilinin güvenliğini sağlayabilmek amacıyla, bazı kazanç ve iratlar üzerinden, daha sonra ödenecek asıl vergiden mahsup edilmek üzere, tevkifat veya stopaj gibi adlarla vergi kesintisi yapılması benimsenmiş bu amaçla Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 94-100 üncü maddelerine ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) da 24 üncü maddesine hükümler konulmuştur. Bu maddelerde tevkifata tabi olduğu belirtilen kazanç ve iratların ilgililerine ödenmesi sırasında, ödemeyi yapanlarca, yine bu maddelerde belirtilen oranlarda vergi kesintisi yapılmakta, bu şekilde kesilen vergiler de, kesintinin yapıldığı ayı izleyen ayda, vergi idaresine muhtasar beyanname ile beyan edilip ödenmektedir.

Tevkifat uygulamasında, tevkifatı yapan, istihkak sahibi ve idare olmak üzere üç taraf bulunmakta, idarenin aktif bir rolü bulunmamaktadır. Uygulama kapsamındaki tüm işlemler, tevkifat yapan ile istihkak sahibi arasında cereyan etmektedir.

Tevkifat esasında, istihkak sahibine ödeme yapan gerçek ve tüzel kişiler vergi tevkifatını yaptıktan sonra kalan tutarı istihkak sahibine ödemekte ve yukarıda da belirttiğimiz gibi, tevkifata tabi gelirler ile bunlar üzerinden yaptıkları tevkifat tutarını, kanunda belirtilen süreler içinde muhtasar beyanname ile idareye beyan etmektedirler.
Kendilerine ödeme yapılanlar adına ödeme yapanlarca kesilen vergiler, bu gelirlerin beyana tabi olması durumunda, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilebilmekte ; gelirin beyan edilmediği durumlarda ise tevkif suretiyle ödenmiş olan vergi, nihai vergi olma özelliğini taşımaktadır.
Tevkif suretiyle ödenen vergilerin, kısmen veya tamamen, beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilemediği durumlarda ise dönem içinde tevkif suretiyle ödenmiş olan vergi, mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilmekte veya böyle bir borcun bulunmadığı hallerde, kendisine red ve iade edilmektedir.
Bu yazımızda; mükelleflerin, hesap dönemi içinde, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunu hükümlerine göre kesinti yoluyla ödedikleri vergilerin yıllık beyanname üzerinden mahsubu ve mahsuptan artan tutarların başka vergi borçlarına mahsubu veya nakden iadesinin usul ve esasları açıklanmaktadır.

II. TEVKİF SURETİYLE ÖDENMİŞ VERGİLERİN BEYANNAME ÜZERİNDEN HESAPLANAN GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNE MAHSUBU

Mükelleflerin, yıllık beyanname ile beyan ettikleri kazanç ve iratları üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden, yıl içinde tevkif yoluyla kesilen vergileri mahsup edebilmektedirler. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, stopaj yoluyla kesilen verginin beyannameye dahil edilen gelir veya kazanca ilişkin olması gerekmektedir.
Stopaj yoluyla kesilen vergilerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisinden mahsubunda mükelleflerin kendilerinden yapılan vergi stopajı ile ilgili olarak kesintiyi yapan vergi sorumlularının adı-soyadı veya unvanını, bağlı olduğu vergi dairesini ve vergi kimlik numaralarını, kesintiye esas alınan brüt tutarları, kesilen vergileri ve kesinti yapılan dönemleri gösteren bir tabloyu beyannamelerine eklemeleri gerekmektedir.

III. BEYANNAME ÜZERİNDE MAHSUP EDİLEMEYEN TUTARLARIN DİĞER VERGİ BORÇLERINA MAHSUP VEYA İADESİ

III.1 TEVKİF SURETİYLE ÖDENMİŞ VERGİNİN MAHSUP YOLUYLA İADESİNİN ESASLARI
A. Beyannamelerin Süresi İçinde Verilmesi Durumunda Mahsup Yolu İle İade
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin hesap dönemi içinde tevkif suretiyle ödedikleri vergilerin yıllık beyanname üzerinde mahsup edilemeyen kısmı, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın ve inceleme raporu ve teminat aranmaksızın, mükelleflerin diğer vergi borçlarına mahsup edilebilmektedir.
Böyle bir durumda, mahsup talebinin dilekçe ile yapılması ve yıl içinde yapılan stopajlara ilişkin tablonun dilekçeye aklanması gerekmektedir. Söz konusu tablonun daha önce yıllık beyanname ekinde yer almış olması halinde, mahsup dilekçesi yeterli olmaktadır. Mahsup dilekçesi ve ilgili tablonun ibraz edilmiş olması kaydıyla, mükelleflerin vergi borçlarına ilişkin mahsup talepleri yıllık beyannamenin verildiği tarih esas alınarak yerine getirilmektedir.

B. Beyannamelerin Süresi İçinde Verilmemesi ya da İkmalen veya Re’sen Yapılan Tarhiyat Durumlarında Mahsup Yoluyla İade
İkmalen veya re’sen yapılan tarhiyatlar üzerine tahakkuk ettirilen vergilerde, mükellefin daha önce tevkif suretiyle ödemiş olduğu vergilerin bulunması halinde, bu vergilerin mahsup işleminin, vergi dairesi tarafından, tarhiyat sırasında yapılması gerekmektedir. Varsa, bu mahsuptan sonra kalan kısmın, talep edilmesi halinde diğer vergi borçlarına mahsubu da mümkün olabilmektedir. Mahsup talepleri dilekçe ve eklerinin eksiksiz olarak vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihten itibaren hüküm ifade etmekte ve bu tarihten itibaren mükelleflerin mahsubunu talep ettikleri vergi borçları için gecikme zammı uygulanmamaktadır.

C. Adi Ortaklıklarda ve Kollektif Şirketlerde Mahsup Yoluyla İade
Adi ortaklık veya kollektif şirketlerin ortakları, müteselsilen sorumlu oldukları vergi borçlarına da mahsuben iade talebinde bulunabilmektedirler. Bu taleplerin yerine getirilebilmesi için, iade alacaklısı mükellefin muaccel hale gelmiş vergi borcunun bulunmaması ve mahsup dilekçesinde adi ortaklık veya kollektif şirketin hangi dönem borçları için mahsup talep edildiğinin belirtilmesi gerekmektedir. Mahsup talebine ilişkin dilekçe ve eklerinin vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih esas alınmaktadır.
D. Mükelleflerin Muaccel Hale Gelmiş Borçlarının Bulunmaması Halinde Mahsuben İade
Mükellefin muaccel hale gelmiş vergi borcunun bulunmaması halinde, iade alacağının sonraki dönemlerde muaccel hale gelecek vergi borçlarına mahsubu yapılabilmektedir. Bu mahsup işleminin yapılabilmesi için mükelleflerin ileriki dönemlerde bir vergi borcunun doğması ve tahakkuk etmesi gerekmektedir.
E. Mahsuben İadelerde Zamanaşımı Süreleri

Maliye Bakanlığı’nın konuyla ilgili olarak yayımladığı 252 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğine göre mahsup taleplerinin yerine getirilmesinde, Vergi Usul Kanunu’nun 114 ve 126. maddelerinde yer alan beş yıllık zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmaktadır.

III.2 TEVKİF SURETİYLE ÖDENMİŞ VERGİNİN NAKDEN İADESİNİN ESASLARI
Mükelleflerin hesap dönemi içinde tevkif suretiyle ödedikleri ancak beyanname üzerinde mahsup edemedikleri vergilerin belirlenen sınırı ( 2004 yılı için 10 milyar lira, 2005 yılı için henüz belirlenmedi) aşmaması halinde, tutar inceleme raporu beklenmeksizin ve teminat aranmaksızın nakden iade edilebilecektir.
İade edilecek tutarın belirlenen sınırı aşması halinde, sınıra kadar olan kısmı dilekçe ekinde ve aşağıdaki belgelerin ibraz edilmesi koşuluyla teminat aranmaksızın ve inceleme raporu beklenmeksizin iade edilecek, sınırı aşan kısım ise, Vergi Usul Kanunu’na göre vergi inceleme yetkisi bulunanlarca yapılacak inceleme sonucunda düzenlenecek vergi inceleme raporuna göre iade edilecektir.
İnceleme raporu ve teminat aranmaksızın iade edilecek tutara ilişkin iade talebinde ibraz edilmesi gereken belgeler
• Ücret ve gayrimenkul sermaye iradına ilişkin olması halinde; ücretlere ilişkin olarak işveren tarafından verilen ve kesintinin yapıldığını gösteren yazı, gayrimenkul sermaye iradına ilişkin olarak kira kontratı,
• Menkul sermaye iradına ilişkin olarak; kesintiyi yapan bankalar, özel finans kurumları, aracı kurumlar ve diğer kurumlar tarafından düzenlenen ve vergi kesintisinin yapıldığını gösteren belge,
• Serbest meslek kazancına ilişkin olarak; vergilerin sorumlu adına tahakkuk ettiğini gösteren ilgili saymanlık yazısı,
• Ticari kazançlar ve zirai kazançlara ilişkin olarak; tevkif yoluyla kesilen vergilerin vergi sorumlusu tarafından ilgili vergi dairesine ödenmiş olduğuna ilişkin belge.
A. Belirlenen Sınırı Aşan Nakden İade Talebinde Teminat Gösterilmesi
Mükelleflerin iade taleplerinde teminat göstermeleri durumunda, iadeleri inceleme sonucu beklenmeksizin yerine getirilmektedir. Bilindiği üzere teminat olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 10. maddesinin l (Para), 2 (Bankalar tarafından verilen teminat mektupları), 3 (Hazine tahvil ve bonoları) numaralı bentlerinde sayılanlardan bir veya bir kaçı gösterilebilir. Banka teminat mektuplarının (süresiz-şartsız) paraya çevrilmeleri konusunda hiçbir sınırlayıcı şart taşımaması ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu hükümlerine göre faaliyette bulunan bankalar veya özel finans kurumları tarafından düzenlenmiş olması gerekir.
B. YMM İle Tam Tasdik Sözleşmesi Düzenlemiş Mükelleflerde Nakden İade

Yeminli Mali Müşavir ile süresinde tam tasdik sözleşmesi düzenlemiş mükelleflerce nakden iadesi talep edilen tutarın .bu konuda belirlenen sınırı ( 2004 yılında 100 milyar lira, 2005 yılı için henüz belirlenmedi) aşmaması halinde, tutar, yeminli mali müşavirce düzenlenecek tam tasdik raporuna dayanılarak iade edilmektedir. İadesi gereken tutarın belirlenen sınırı aşması halinde ise sınıra kadar olan kısım yine tasdik raporuna istinaden iade edilmekte, kalan kısım için inceleme raporu beklenmekte veya teminat istenmektedir.
Diğer taraftan, genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere, köylere ve sermayelerinin en az % 51 veya daha fazlası bu kurumlara ait işletmelere yapılacak iadeler, 252 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde belirtilen belgelerin ibrazı üzerine, tutara bakılmaksızın, inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilmektedir.
IV. GEÇİCİ VERGİNİN MAHSUBU VE İADESİ
GVK’nın “Geçici Vergi” başlıklı Mükerrer 120. maddesinde; üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici verginin, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edileceği, mahsup edilemeyen tutarın mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edileceği, bu mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarının da o yılın sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edileceği belirtilmiştir. Bu esaslar kurumlar vergisi mükellefleri açısından da geçerli bulunmaktadır.
Yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden ilgili hesap dönemine ilişkin geçici vergi dönemlerinde ödenen geçici vergi mahsup edilir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, tahakkuk ettirilmiş geçici verginin ödenmiş olması gerekmektedir. Geçici vergi dönemleri itibariyle tahakkuk ettirilmiş, ancak ödenmemiş bulunan geçici verginin yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mümkün değildir. Tahakkuk ettirilmiş ancak ödenmemiş olması dolayısıyla yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup imkanı bulunmayan geçici vergi tutarları terkin edilmektedir. Terkin edilen geçici vergi tutarı için vade tarihinden terkin edilmesi gereken tarih olan yıllık beyannamenin verilmesi gereken kanuni sürenin başlangıç tarihine kadar gecikme zammı uygulanmaktadır.
Ödenen geçici vergi tutarının, geçici verginin ilgili olduğu döneme ilişkin olarak verilen beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden fazla olması halinde, mahsup edilemeyen tutar mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilebilmektedir. Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesi hükmü uyarınca, mahsup işleminin yapılabilmesi için yazılı başvuru şartı aranmamakta, mahsup işlemi 6183 sayılı Kanun’un 47. maddesi hükmü de dikkate alınarak ilgili vergi dairesince re’sen yapılmaktadır. Mahsubu yapılacak vergi borçları için vade tarihinden, yıllık beyannamenin verildiği tarihe kadar gecikme zammı uygulanmaktadır.
Mahsup sonucu iadesi gereken miktarın bulunması ve bu tutarın beyannamenin ilgili tablosuna yazılmış olması mükellefçe yazılı olarak yapılmış iade talebi olarak kabul edilmektedir. Yıllık beyannamenin ilgili satırında gösterilmeyen geçici verginin mahsuben veya nakden iade edilebilmesi için o yılın sonuna kadar yazılı olarak başvurulması gerekmektedir.
Geçici verginin gerek mahsuben gerekse nakden iadesinde herhangi bir tutar sınırlaması olmayıp, geçici verginin ödenmiş olması yeterlidir. Geçici vergiye ilişkin iade taleplerinde teminat ve inceleme raporu aranmamaktadır.
İlgili dönemler halinde hesaplanan geçici vergiden varsa o hesap dönemi ile ilgili olarak daha önce ödenmiş geçici vergi ve geçici vergiye tabi kazançlarla ilgili olarak stopaj yoluyla alınmış vergiler mahsup edilmekte, mahsuptan sonra kalan tutar o dönem için ödenmesi gereken geçici vergi olmaktadır.
V. TEVKİF SURETİYLE ÖDENMİŞ VERGİLERİN İADESİNE İLİŞKİN DİĞER HUSUSLAR
V.1 İade Talibinin Gerçeğe Aykırı Belgelere Dayanması

Tevkif yoluyla kesilen vergilere ilişkin mahsuben/nakden iade talepleri ile ilgili olarak yukarıda belirtilen ve ibrazı istenen belgelerin gerçeği yansıtmaması halinde, Vergi Usul Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde işlem yapılmakta, ayrıca durum mükellefin bağlı bulunduğu meslek odasına da bildirilmektedir.
V.2 Tevkif Yoluyla Kesilen Verginin Vergi Sorumlusunca Tahakkuk Ettirilmemesi veya Ödenmemesi
Nakden iade talebinin yerine getirilmesi için tevkif yoluyla kesilen vergilerin, ilgili vergi dairesine ödenmiş veya tahakkuk ettirilmiş olduğuna ilişkin belgenin istenildiği durumlarda, vergi sorumlusunun ödeme yapmaması veya hiç beyanda bulunmaması nedeniyle söz konusu belge ibraz edilemiyorsa, bu durum bağlı olunan vergi dairesine mükellef tarafından bildirilir.
Vergi kesintisi yapanlarca kesilen vergilerin tahakkuk ettirilmiş olmasına rağmen tecil, taksitlendirme veya borçların yeniden yapılandırılması nedenleriyle ödenmemesi durumunda, mükelleflerce ilgili kurum veya kuruluşlarca istihkaklarından kesinti yapıldığına ilişkin belgeye tecil veya taksitlendirme yapıldığına ilişkin ilgili kurumdan alınacak yazının eklenmesi yeterlidir.
V.3 Adına Vergi Kesintisi Yapılan ile Gelir Sahibinin Farklı Gerçek veya Tüzel Kişi Olması
Bazı durumlarda, adına vergi kesintisi yapılan gerçek veya tüzel kişi ile üzerinden kesinti yapılan gelirin sahibi olan gerçek veya tüzel kişi farklı olabilmektedir.
Bu durumda, gelirin sahibi olmadığı halde adına vergi kesintisi yapılmış olan mükellef, ilgili dönemde kendisi adına yapılan vergi tevkifatlarının ne kadarlık kısmının kendi gelirleri ne kadarlık kısmının diğer gerçek ve tüzel kişilere ait gelirler ile ilgili olduğunu bildiren bir dilekçeyi ekinde diğer gerçek veya tüzel kişilere ait olan gelirler ve bunlar üzerinden yapılmış kesinti tutarlarını gösteren bir tabloyu ve kesilen vergilerin vergi sorumlusu tarafından ilgili vergi dairesine yatırılmış olduğuna ilişkin belgelerin onaylı bir örneğini bağlı bulundukları vergi dairesine vereceklerdir.
Bankalarca, özel finans kurumlarınca veya aracı kurumlarca yapılan ödemelerden kesilen vergilerle ilgili olarak, kesintiyi yapan kurum tarafından düzenlenmiş ve vergi kesintisinin yapıldığını gösteren bir belgenin eklenmiş olması yeterlidir.
V.4 Mahsupta Öncelik

Yazımızda da belirtildiği gibi, yıl içerisinde kesinti suretiyle ödenen vergiler ile geçici verginin, kurumlar vergisi beyannamesinden mahsubundan sonra kalan kısmın iadesi farklı esaslara tabi olduğundan dolayı, beyanname üzerinde yapılan mahsupta hangisinin öncelik taşıdığı önem taşımaktadır.
Diğer bir ifade ile mahsup edilmesi gereken hem kesinti suretiyle ödenen vergi hem de geçici vergi bulunması halinde, mahsupta öncelik arz etmektedir.
Bu konuda yerleşmiş uygulamaya göre, öncelikle kesinti suretiyle ödenen vergiler mahsup edilecek daha sonra ise geçici verginin mahsubu yapılacaktır. Kurumlar vergisi beyannamesinin formatı da buna uygun olarak düzenlenmiştir.
V.5 İade Uygulamasında Yemin Mali Müşavirlerin Sorumluluğu

Mükellefe iadesi gereken tutarın, yeminli mali müşavir tasdik raporuna göre iade edilen tutardan daha az olduğunun veya iade edilmesi gereken bir tutar bulunmadığının belirlenmesi halinde, ortaya çıkan vergi ziyaı, gecikme faizi ve buna bağlı cezalardan mükellefle birlikte yeminli mali müşavir de müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır.
YMM ile süresinde tam tasdik sözleşmesi düzenlemiş bulunan mükellefler için YMM’ce düzenlenen tam tasdik raporunun ayrı bir bölümünde mükellefin iadeye hak kazandığı tutarın, 252 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde yer alan kanıtlayıcı belgeleri ve yasal dayanakları belirtilmek suretiyle açıklanması gerekmektedir. Stopaj suretiyle alınan vergilere ilişkin olarak anılan Genel Tebliğde de belirtilen kanıtlayıcı belgelerin rapora eklenmesi zorunludur.
V.6 Sonuç

Gelir Vergisi Kanunu’nun 121 ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 44 üncü maddelerinde, beyannamede gösterilen gelire dahil kazanç ve iratlardan Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kesilmiş bulunan vergilerin, beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edileceği, mahsubu yapılan tutarın gelir veya kurumlar vergisinden fazla olması halinde aradaki farkın vergi dairesince mükellefe bildirileceği ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine kendisine red veya iade olunacağı belirtilmiştir. Söz konusu maddelerde iadesi gereken vergiler ile ilgili olarak; iadeyi mahsuben veya nakden yaptırma, inceleme raporuna, yeminli mali müşavirlik raporuna veya teminata bağlama ve iade için aranılacak belgeleri belirleme konusunda Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Bu yetki, kazanç türlerine, iade şekillerine, geliri elde edenin veya ödemeyi yapanın hukuki statüsüne göre ayrı ayrı kullanılabileceği gibi belli hadler çerçevesinde de kullanılabilecektir. Mahsuben iade işlemi, aranan tüm belgelerin tamamlanması koşuluyla, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarih itibariyle yapılacaktır. İkmalen veya re’sen yapılan tarhiyatlarda ise mahsup işlemi, mahsup talebine ilişkin dilekçe ve eklerin eksiksiz olarak vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih itibariyle yapılacaktır. Aranan belgelerin tamamlanması aşamasında yapılan tahsilatlar yönünden düzeltme yapılmayacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.