Yayınlandı: Cts, Ara 8th, 2018

Belediyede İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sorunu

 

İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ SORUNU

Belediyelerde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na ve 1475 sayılı İş Kanunu’na bağlı işgücü çalıştırılır. Dolayısıyla, belediyeler memur, sözleşmeli personel ve işçi statülerinde çalışan kişilerin sağlık ve güvenliğini korumak ve geliştirmekle yükümlüdür.

Sorunun Tanımı

Memur statüsünde çalışanların sağlık hizmetlerini, diğer kamu kuruluşlarında olduğu gibi, belediyelerde de aynı statüde çalışan kurum hekimleri yürütür. Ancak, hem belediyelerde hem belediyeye bağlı kuruluşlar ile belediye şirketlerinde işgücünün yaklaşık üçte ikisini oluşturan işçiler ve geçici işçiler için sağlık ve güvenlik hizmeti üreten ayrı bir örgütlenme oluşturulmamıştır. Bu hizmet, kurum hekimi bulunan belediyelerde görev ve yetki alanında olmamasına karşın kurum hekimine yüklenmiş, kurum hekimi bulunmayan belediyelerde ise işçiler kaderleri ile başbaşa bırakılmışlardır. Belediye yönetimlerinin bu kural dışı uygulamayı “belediye mevzuatında konu ile ilgili düzenleme bulunmaması” ile açıkladıklarına rastlanabilmektedir. Oysa, belediyelerde çalışan işçilerin sağlık ve güvenlik koşullarının, diğer işçilerde olduğu gibi, iş mevzuatına göre düzenlenmesi gerekir. İş mevzuatında konu ile ilgili yeterli düzenleme olduğuna göre, bu açıklama dayanaksız kalmaktadır.

Öte yandan, 1980’li yıllarla birlikte geleneksel üretim alanlarının dışına taşan ve kurdukları bağlı kuruluşlarda ve şirketlerde farklı mal ve hizmet üretimine yönelen belediyelerde hem işçilerin toplam istihdam içindeki ağırlığı giderek artmış; hem de yeni üretim dallarının, teknolojilerin, işlemlerin, makinelerin, maddelerin belediyelerin üretim alanına katılması nedeniyle karşılaşılan sağlık ve güvenlik riskleri artmış ve çeşitlenmiştir. İşçilerin sağlık ve güvenliğini korumak, belediye yönetimleri için ertelenemez bir sorumluluğa dönüşmüştür.

Yasal Gereklilikler

İş Kanunu’nun 73. maddesine göre:

“Her işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartlarısağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür; işçiler de işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uymak zorundadır.”

İşveren bu maddede belirtilen yükümlülüğünü yerine getirebilmek için öncelikle gerekli kurumsal altyapıyı oluşturmalıdır. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 180. maddesine göre:

“Devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran iş sahipleri, işçilerin sıhhi ahvaline bakmak üzere, bir veya birkaç müteaddit tabibin sıhhi murakabesini temine ve hastalarını tedaviye mecburdur.”

İş Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca çıkarılan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’ nün 91. maddesinde de iş sağlığı hizmetlerinin özü düzenlenmiştir:

“Sürekli olarak en az 50 işçi çalıştırılan işyerlerinde, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından sağlanan tedavi hizmetleri dışında kalan, işçilerin sağlık durumlarının denetlenmesi, ilk yardım, acil tedavi ve diğer koruyucu sağlık hizmetlerini düzenlemek üzere, işveren işyerindeki işçi sayısına ve tehlikenin büyüklüğüne göre bir ya da daha fazla hekim sağlayacaktır.”

Tüzük’ün 92-104. maddeleri işverenlerin “işyerlerinde bulundurmaları gereken sağlık tesisleri ile ilk yardım ve tedavi levazımını”; 105. maddesi “işverenin hastalanan ya da kazaya uğrayan işçiyi en yakın sağlık tesisine taşımak üzere bulundurması gereken araç ve gereçleri”; 106 ve 107. maddeleri “sağlık tesislerinde bulundurulması gereken sağlık personelini” tanımlamıştır.

Tüzük’ün 91. maddesi, işyeri hekimlerinin çalışma koşullarını ve görevlerini nasıl yürüteceklerini belirleyen bir yönetmelik hazırlanmasını öngörmüştür. İşyeri Hekimlerinin Çalışma Şartları ile Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik , bir yandan işyeri hekiminin nitelikleri ile görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemekte, “işyeri sağlık birimi” adlı bir kurumu tanımlamaktadır. Bu yönetmelik maddelerine göre, işyerinde yürütülecek iş sağlığı hizmetleri, iş sağlığı konusunda eğitilmiş ve yetkilendirilmiş bir hekim ya da hekimlerin yönettiği bir ekip tarafından işyerinde sürekli yürütülen ve sağlığın korunmasını ve geliştirilmesini amaçlayan bir hizmettir. Bu hizmet için işçi başına ayda en az 15 dakika ayrılmalıdır.

İş Kanunu’nun 78. Maddesinde tanımını bulan bir diğer örgütlenme de, sanayiden sayılan ve devamlı olarak en az 50 işçi çalıştırılan işyerlerinde oluşturulması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulu ‘dur. “İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere kurulacak olan” bu kurulun “hangi işyerlerinde kurulacağı, kuruluş tarzları, çalışma usulleri, ödev ve yetkileri”, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları Hakkında Tüzük’te tanımlanmıştır.

Görüldüğü gibi belediyelerin iş sağlığı hizmetlerini yürütmek için gerekli yasal dayanaktan yoksun olduklarını söylemek olanaklı değildir. Ancak, genel olarak belediyelerde işyeri hekimi kadrosu bulunmadığı ve böyle bir kadronun belediyelere verilmediği söylenebilir. Bu durumda, kurum hekimlerinden bu nitelikte bir hizmeti diğer hizmetlerinin yanısıra yürütmelerini beklemek, işçilerin sağlık sorununu çözmeye dönük bir tutum olarak değerlendirilemez.

Kurumsal Altyapı

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin temel kurumları “işyeri hekimliği” ve “işçi sağlığı ve iş güvenliği sistemi”dir.

İşyeri Hekimliği

Uygulanan soru kağıdında belediyelere işyeri hekimi çalıştırıp çalıştırmadıkları sorulmuştur. Soruyu yanıtlayan belediyelerden yalnızca %6.2’sinin işyeri hekimi çalıştırdığı, %92.5’inin ise çalıştırmadığı saptanmıştır.

Yanıtlar incelendiğinde, belediyelerin nüfus büyüklükleri ile işyeri hekimi çalıştırmaları arasında yakın bir ilişki olduğu görülmüştür. Nüfusu 10.000’den az olan belediyelerin yalnızca %1.6’sı işyeri hekimi çalıştırırken, bu oran nüfusu 10-25.000 arasında olanlarda %10.3’e, nüfusu 25.000-250.000 arasında olanlarda %40’a, nüfusu 250.000’den çok olanlarda ise, %73.7’ye yükselmektedir. Bu sonuçlara göre, belediye nüfusu arttıkça, işyeri hekimi çalıştırma sıklığı da artmaktadır. Bu sonucu destekleyen bir başka bulgu, belediye ölçeği ile işyeri hekimi çalıştırma sıklığı arasındaki ilişkidir. Buna göre, işyeri hekimi bulundurma sıklığı, belediye ölçeği küçüldükçe, özellikle de ilçe merkezi ve kasaba belediyelerinden başlayarak çarpıcı bir biçimde azalmaktadır. Yasal düzenlemelere göre 50’den az işçi çalıştıran işyerlerinin işyeri hekimi çalıştırmak zorunda olmamaları, işçi çalıştırmayan ya da az sayıda işçi çalıştıran küçük belediyelerde işyeri hekimi bulunmamasını açıklayabilir.

Belediyelerde İşyeri Hekimi Varlığı (Anket Sonuçları)
İşyeri Hekimi
Belediye Türü Var % Yok
Büyükşehir Belediyeleri 6 75 2
BŞB – İlçe Belediyeleri 13 50 13
BŞB – Alt Kademe Belediyeleri 5 50 5
İl Merkezi Belediyeler 12 46 14
İlçe Merkezi Belediyeler 22 7 303
Kasaba Belediyeleri 9 1 753
Toplam 67 5.8 1090

Anket kapsamında yer alan belediyelerden 235’i 50’den fazla işçi çalıştırmaktadır. Bunlardan 65’i işyeri hekimi istihdam ettiklerini belirtirken 167’si işyeri hekimi istihdam etmediklerini belirtmişlerdir. Bu verilere göre, belediyelerden %71’i yasal yükümlülüklerini yerine getirmemekte; yasa hükmü belediyelerin yalnızca %27’sinde yaşama geçirilmektedir.

Soruda işyeri hekiminin sorulduğu, bunun kurum doktoru olarak anlaşılmaması gerektiği ayrıca belirtilmiştir. Buna karşın, çalıştırdığı işçi sayısı 50’den az olduğu halde 9 belediye işyeri hekimi istihdam ettiğini belirtmiştir. Çalışma öncesinde, belediyelerde “işyeri hekimi” ile “kurum doktoru” arasındaki farkın yaygın biçimde bilinemeyebileceği düşüncesiyle, durumun bir başka kanaldan yararlanılarak sağlama yapılması gerekli görülmüştür. Bu amaçla, işyeri hekimleri ile ilgili etkinlikleri yürüten Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile işbirliği yapılarak daha sağlam verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. TTB yardım isteğine olumlu yaklaşmış ve araştırma için odalarına bir yazı göndermiştir. Çalışmanın yapıldığı tarihte TTB’ne bağlı 49 Tabip Odası vardır. Odalardan %36’sı çalışmaya katılmıştır. Odalardan gelen bilgilerle, varolan 2837 belediyeden 1793’ü (%63) hakkında veri sağlanmıştır.

Bu verilere göre, 1793 belediyenin yalnızca 85’i (%4.7) işyeri hekimi çalıştırmakta, bu belediyelerde toplam 110 işyeri hekimi istihdam edilmektedir. Çalıştırılan işyeri hekimlerinin belediye türlerine göre dağılımı aşağıdaki çizelgede gösterilmiştir:

Belediyelerde İşyeri Hekimi Varlığı (TTB Kayıtları)
İşyeri Hekimi:
Belediye Türü Var % Yok
Büyükşehir Belediyeleri 9 82 2
BŞB – İlçe Belediyeleri 14 52 13
BŞB – Alt Kademe Belediyeleri 9 65 5
İl Merkezi Belediyeler 15 41 22
İlçe Merkezi Belediyeler 30 6 478
Kasaba Belediyeleri 8 0.7 1188
Toplam 85 4.7 1708

İşyeri hekimlerinin belediye türlerine göre dağılımı, soru kağıdı ile elde edilen verilerle uyumludur.

TTB kayıtlarına göre, büyükşehir belediyelerinden İzmir ve Kayseri büyükşehir belediyelerinde; büyükşehire bağlı ilçe belediyelerinden Ankara Altındağ, Gölbaşı, Etimesgut, Sincan belediyelerinde; Bursa Osmangazi belediyesinde; İzmir Balçova, Bornova, Çiğli, Gaziemir, Güzelbahçe, Karşıyaka belediyelerinde; Kayseri Kocasinan belediyesinde ve Konya Meram ilçe belediyesinde işyeri hekimi çalıştırılmamaktadır.

85 belediyede istihdam edilen işyeri hekimi sayısı ise, yalnızca 110’dur. Bu belediyelerden biri 8, biri 5, dördü 3, üçü 2 işyeri hekimi çalıştırırken, 75’i de yalnızca bir hekim çalıştırmaktadır.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde sekiz işyeri hekimi çalıştırılmaktadır: Hekimlerin çalıştıkları birimler Fen İşleri Daire Başkanlığı Şantiyesi , Otobüs İşletmeleri Müdürlüğü , Park ve Bahçeler Müdürlüğü , Makine İkmal Atölye İşçileri ve İdari İşler ve Büro Elemanları olarak belirlenmiş, son birimde dört hekim görevlendirilmiştir. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nde beş, İzmir-Konak İlçe Belediyesi’nde üçü sağlık işleri müdürlüğüne bağlı temizlik işleri ile vasıtalar ve parklar birimlerinde, birisi de belediye genelinde olmak üzere dört hekim görevlendirilmiştir. Bursa – Nilüfer İlçe Belediyesi’nde, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde, İzmir – Buca İlçe Belediyesi’nde ve Kırıkkale Belediyesi’nde üç; Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde, Isparta Belediyesi’nde ve Kütahya Belediyesi’nde ise iki işyeri hekimi çalıştırılmaktadır.

Belediyelerde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği

Türkiye’de belediyelerin %5.8’i işyeri hekimi istihdam etmekte, %5.2’sinde “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulu” kurulmuş bulunmaktadır.

Kurumsallaşma bakımından %5 düzeyindeki oranlara karşın, belediyelerin %18.9’u işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimi verildiğini belirtmişlerdir. Eğitim verildiğini belirten belediyelerin %76.4’ü, eğitimi kendi olanakları ile gerçekleştirdiklerini ileri sürmektedir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin, uzmanlık ve kurumsallaşma gerektiren özel bir alan olduğu açıktır. Uzman kadrosu olmayan, temel kurumsal altyapı gereklerini tamamlamamış olan kurumlarda bu tür bir eğitimin verilmesi oldukça güçtür.

Eğitim verildiğini belirten belediyelerin %10.2’si (tüm belediyelerin %1.9’u) eğitimlerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca yapıldığını belirtmişlerdir. Bu bakanlığın tarafların eğitimi ile görevlendirilmiş iki kurumu vardır: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Merkezi ve Yakın ve Orta Doğu Çalışma Eğitim Merkezi . Her iki birimin son beş yıllık çalışmalarında belediyelerde düzenlenmiş herhangi bir eğitim etkinliği bulunmamaktadır.

Konuyla ilgili eğitim verildiğini belirten belediyelerin %8.8’i (tüm belediyelerin %1.6’sı) ise, çalışmaların sendikalar tarafından gerçekleştirildiğini belirtmişlerdir. Bu oranın doğru olduğu varsayılırsa, yapılabilecek yorum ancak, sendikaların işçi sağlığı ve iş güvenliği konusuna bir hayli uzak durdukları olabilir. Toplu iş sözleşmelerinde sendikaların ilgili yasal hükümleri yinelemekle yetiniyor olmaları, bu saptamanın bir başka kanıtıdır.

“Diğer” seçeneğinde ilgi çekici bir yanıt iki belediyeden gelmiştir. Adıyaman – Samsat Belediyesi ile Muş – Sungu Belediyesi, konu ile ilgili eğitimin Sağlık Ocağı hekimleri tarafından verildiğini belirtmişlerdir. Sağlık ocakları sistemi, işyeri hekimliği boşluğunu doldurabilecek özellikler taşımaz. Buna karşın verilen örnek, toplum sağlığı ile görevli temel birimler olan sağlık ocaklarının, işyerlerinde sağlık ve iş güvenliği boşluklarını yerel gündeme taşımak ve işverenleri bu yasal yükümlülükleri konusunda uyarmak misyonunu üstlenebileceklerini akla getirmektedir.

Belediye hizmetlerinin üretimindeki yapısal değişim, belediye çalışanlarının bileşimini de değiştirmiştir. Belediyelerde üretilen hizmetlerin çeşitlenmesi; iş sağlığı sorunlarının belediye çalışanlarının sağlık sorunları arasında öncelik kazanmasına yol açmıştır. Bu değişim belediye çalışanlarının yasal güvencelerden yoksun bırakıldıkları statülerde çalışmaya zorlandıkları bir dönemde; başka bir anlatımla, korunmaya gereksinimleri artarken, korunmasız bırakıldıkları bir süreçte gerçekleşmektedir. Kamu kuruluşu sayılan belediyelerin, bu süreçte başta sağlığın korunması olmak üzere çalışanların korunmasını öngören kamusal görevlerini yerine getirmekte yetersiz kaldıkları anlaşılmaktadır.

DEĞERLENDİRME

Belediyelerde işçi istihdamı, belediye hizmetlerinde özelleştirme uygulamalarının sonunda farklılaşmış; istihdam “belediye-içi” ve “belediye-dışı” olmak üzere iki yönde gelişme göstermiştir.

Belediye-içindeki işçi istihdamı, 1970’li yıllarda işçi-memur ayırımında somutlanan sorunlar ile karşı karşıya kalmışken, buna, 1980’li yıllardan başlayarak sürekli işçi – geçici işçi ayırımından kaynaklanan sorunlar eklenmiştir. Elimizdeki rakamlar, belediye-içindeki işçi istihdamı ile sınırlıdır; diğer istihdam alanı hakkında bilgi toplamak, varolan yapı nedeniyle hemen hemen olanak dışıdır.

Belediyelerde istihdam edilen personelin %64’ü işçi statüsündedir. Bağlı kuruluşlar ve belediye şirketleri dışında istihdam edilen, bir başka deyişle doğrudan belediye bünyesinde çalıştırılan toplam 160.150 işçinin %45’i sürekli, %55’i geçici işçi statüsünde bulunmaktadır. Kamu kesiminde işçi olmanın başlıca özelliği, uzun yıllar boyunca, ömür boyu sürdürülecek bir işe girmek ya da sağlam bir iş güvencesine sahip kılınmak olmuştur. Oysa günümüzde bu anlam değişmiş bulunmaktadır. Yüzde 55’lik geçici işçi oranı, belediyelerde iş güvencesinin sarsıldığını, bu açıdan belediyelerin özel sektöre benzemeye başladıklarını göstermektedir.

Belediyelerde geçici işçi oranı, işçi kadrolarının %33’ü boş tutulduğu halde yüksektir. Bu durum, hükümet politikaları doğrultusunda sürekli işçi kullanımını sınırlandırması ve belediye yönetimlerinin, mevcut yüksek işsizlik ortamında geçici işçi istihdamını amaçlarına uygun bulmalarından kaynaklanmaktadır. Geçici işçilik, belediyelerde “esnek istihdam yöntemi”nin uygulanma biçimi haline gelmiştir.

Kamu kesiminde sürekli – geçici işçi ayırımı, hukuksal temelden yoksun durumdadır. İş Kanunu’nda böyle bir ayırım yoktur. İş Kanunu’nun yaklaşımı işçileri değil, “işler”i tanımlamaktır. Buna göre, iki tür iş vardır: Sürekli işler ve süreksiz işler. Süreksiz iş, 30 günden az süren iştir. Sürekli işler ise, bu süreden fazla süren işlerdir. Bu tür işlerde işveren işçi arasında hizmet süresi belirtilerek iş akdi yapılabileceği gibi, böyle bir süre belirtilmeden de iş akdi yapılabilir. Kamu kesiminde 30 günden az süreli işlerde çalıştırılan işçilerin yanısıra, hizmet akdinde bir süre belirtilmiş olan işçilere de “geçici işçi” denmektedir. İş Kanunu, 30 günden az çalıştırılan işçileri, haklar bakımından tümüyle kapsam dışında saymıştır. Buna karşın, kamu kesiminde “geçici işçi” olarak adlandırılan belli süre için işe alınan işçilere, sürekli olarak işe alınan işçiler ile hemen hemen aynı hakları tanımıştır. Ancak bu iki kesim arasında, kadrolu memur gibi ömür boyu bir ile bağlanmak ya da akit süresine göre bir ya da birkaç yıllık iş güvencesi elde etmiş olmak gibi köklü bir farklılık vardır.

Kamu kesiminde yaygınlaşan anlamı ile geçici ve sürekli işçilik uygulamaları, bu iki kesim arasında sendikal ve yasal haklar bakımından herhangi bir fark olmaması nedeniyle yaygın ve şiddetli sayılabilecek bir tepki ile karşılanmamaktadır. Bu tavır, genel olarak sendikalar için de geçerlidir. Merkezi yönetimin konuya yaklaşımı, benimsenen hükümet politikaları ve yerel yöneticilerin yaklaşımı, bu uygulamanın taşıdığı düşük siyasal risk ve işverene sağladığı esneklik ile açıklanabilir. İşçiler açısından açıklama, yüksek işsizlik nedeniyle koşulları ne olursa olsun kamu kesiminde bir işe girme davranışında bulunabilir. Ancak, sendikaların bu konuya karşı gösterdikleri tavrı açıklamak güçtür. Uygulama, kamu kesiminde çalışma ilişkilerini, işçilerin işe yaklaşımını, bu nedenlerle de kamu hizmetlerini doğrudan etkileyecek çeşitli boyutlara sahiptir. Beraberinde çeşitli sakıncalar getiren geçici işçilik, üzerinde dikkate durulması gereken bir konudur.

Belediye dışında istihdam (1) şirketleşme, (2) belediye hizmetlerinin özel kesime gördürülmesi ya da özelleştirme uygulamaları yoluyla yaratılmıştır. Şirketleşme dahili taşeronluk , hizmetleri özelleştirme harici taşeronluk ilişkisinin hızla yaygınlaşmasına yol açmıştır. Her iki biçimi ile taşeronluk, belediye bünyesindeki istihdamı eritmekte; kamu istihdamının alanını daraltmakta; böylece kamu kesiminin, işgücü piyasasında sahip olduğu ağırlıktan güç alarak ülkenin genel çalışma ilişkilerinin geliştirilmesine öncülük etme işlevini zayıflatmaktadır. Özel sektörde istihdam, ödenen ücret düzeyi, işçi hakları ve sendikal haklar bakımından sorunludur. Bu açıdan belediye şirketleri ve kamu görevini üstlenen özel şirketler kamu istihdamının sahip olduğu özellikleri değil; özel sektörün sahip olduğu özellikleri sergilemektedir. Ücret düzeyi ve sosyal – mali haklar düşük, sendikal örgütlenme son derece sınırlı ve güçtür. Belediye istihdamı bu açıdan, ülkenin geneli için geçerli olan bir sorunu, iş yaşamının demokratikleşmesi sorununu tüm yönleri ile paylaşmaktadır.

Belediye hizmetlerinin ana bünye dışında kalan özel hukuka bağlı tüzelkişiliklere kayması, sendikal örgütlenme güçlüklerini artıran yeni bir tartışma yaratmıştır. Belediye hizmetleri “Genel İşler İşkolu”nda toplanmıştır. Ancak 1980’li yıllardan bu yana, belediyelerde farklı işkollarından sendikalara yetki verilmeye başlanmıştır. Bir belediyenin fırın işletmesi “Gıda İşkolu”, su ve kanalizasyon birimi “Enerji İşkolu”, otobüs işletmesi “Karayolu Taşımacılığı”, tanzim satış işleri birimi “Ticaret ve Büro İşkolu” çerçevelerine yerleştirilebilmektedir. Bu eğilime göre, belediyelerde yapılan işlerin çeşitliliği göz önünde bulundurulursa, bir belediyede 28 ayrı işkolundan sendikanın yetkili olması mümkün olabilecektir. Bunun işkolu sendikacılığı ile bağdaşmadığı, hem sendikal örgütlenmeyi hem de belediye bütünlüğünü zedeleyeceği açıktır.

İşkolu sorununa, “Genel İşler İşkolu”nda üç ayrı konfederasyona bağlı üç ayrı sendikanın yetki alarak etkinlik gösterdiği gerçeğini de eklemek gerekmektedir. Beş yıl için siyasal seçimler ile işbaşına gelen belediye yönetimleri “siyasal”, “süreli” ve “yerel” olmak özelliklerine sahiptir. Bu üç özellik sendikaların etkinliklerini doğrudan etkilemekte, hatta yönlendirmektedir.

Belediye dışına kayan istihdam hariç olmak üzere, belediye ana bünyelerinde sendikalılaşma oranı yüksektir. Ülke genelinde belediye işçilerinin %93’lük bir kesimi sendikalaşmış görünmektedir. Sendikasızlık, küçük belediyelerin, özellikle nüfusu 5000’den az yerleşmelerdeki belediyelerin sorunudur. Bu grupta yer alan belediyeler sayıca çoktur; tek tek belediyelerde çalışan işçi sayısı ise çok düşüktür. Sendikaların kendileri de bu kesimi örgütlenme hedeflerinin dışında tutmayı kabullenmiş görünmektedirler. Kısacası örgütlü çalışma ilişkileri, belediyelerin yarısınca bilinmemektedir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin yasal gereklilikler, belediye ana bünyelerinde doyurucu bir düzeyde yaşama geçirilememiştir. Örneğin, işyeri hekimi istihdam etmesi yasal zorunluluk olan belediyelerin yarısında işyeri hekimi bulunmamaktadır. Kendi varoluşları yasa dışılık nitelemesi ile karşı karşıya olan belediye şirketlerinde, bu konuda herhangi bir kurumlaşma olmasını varsaymak oldukça güçtür.

İşyeri Hekimi İstihdam Eden Belediyeler (1998)
No Belediye İlçe İl Nüfus ’97 Hekim
1 KAHTA KAHTA ADIYAMAN 74.465 1
2 AMASYA MERKEZ AMASYA 62.668 1
3 MERZİFON MERZİFON AMASYA 41.242 1
4 SULUOVA SULUOVA AMASYA 40.113 1
5 ÇANKAYA ÇANKAYA ANKARA 729.596 1
6 KEÇİÖREN KEÇİÖREN ANKARA 588.117 1
7 MAMAK MAMAK ANKARA 389.229 1
8 BÜYÜKŞEHİR MERKEZ ANKARA 2.917.602 2
9 YENİMAHALLE YENİMAHALLE ANKARA 487.019 1
10 KÜÇÜKKÖY AYVALIK BALIKESİR 6.497 1
11 BANDIRMA BANDIRMA BALIKESİR 97.119 1
12 ALTINOLUK EDREMİT BALIKESİR 10.437 1
13 EDREMİT EDREMİT BALIKESİR 52.337 1
14 BARTIN MERKEZ BARTIN 34.741 1
15 BOZÜYÜK BOZÜYÜK BİLECİK 41.210 1
16 AKÇAKOCA AKÇAKOCA BOLU 19.604 1
17 DÜZCE DÜZCE BOLU 76.900 1
18 BOLU MERKEZ BOLU 75.798 1
19 BUCAK BUCAK BURDUR 26.104 1
20 BÜYÜKŞEHİR MERKEZ BURSA 1.054.796 8
21 NİLÜFER NİLÜFER BURSA 99.323 3
22 YILDIRIM YILDIRIM BURSA 424.120 1
23 BAĞLAR BAĞLAR DİYARBAKIR 257.804 1
24 BÜYÜKŞEHİR MERKEZ DİYARBAKIR 501.794 1
25 SUR MERKEZ DİYARBAKIR 91.942 1
26 EDİRNE MERKEZ EDİRNE 108.547 1
27 ERZİNCAN MERKEZ ERZİNCAN 98.593 1
28 BÜYÜKŞEHİR MERKEZ ESKİŞEHİR 450.204 3
29 TEPEBAŞI MERKEZ ESKİŞEHİR 202.476 1
30 İşLAHİYE İşLAHİYE GAZİANTEP 41.200 1
31 BÜYÜKŞEHİR MERKEZ GAZİANTEP 701.801 5
32 NİZİP NİZİP GAZİANTEP 64.915 1
33 ŞAHİNBEY ŞAHİNBEY GAZİANTEP 416.405 1
34 ŞEHİTKAMİL ŞEHİTKAMİL GAZİANTEP 285.396 1
35 AKDENİZ MERSİN İÇEL 200.014 1
36 BÜYÜKŞEHİR MERSİN İÇEL 499.452 1
37 TOROSLAR MERSİN İÇEL 184.855 1
38 YENİŞEHİR MERSİN İÇEL 114.583 1
39 SİLİFKE SİLİFKE İÇEL 85.039 1
40 EĞİRDİR EĞİRDİR ISPARTA 13.726 1
41 ISPARTA MERKEZ ISPARTA 126.196 2
42 BUCA BUCA İZMİR 279.100 3
43 KONAK KONAK İZMİR 731.865 4
44 MENEMEN MENEMEN İZMİR 43.506 1
45 NARLIDERE NARLIDERE İZMİR 42.311 1
46 YENİCE YENİCE KARABÜK 10.640 1
47 MELİKGAZİ MELİKGAZİ KAYSERİ 227.246 1
48 KİLİş MERKEZ KİLİş 63.080 1
49 KESKİN KESKİN KIRIKKALE 27.683 1
50 KIRIKKALE MERKEZ KIRIKKALE 205.208 3
51 BABAESKİ BABAESKİ KIRKLARELİ 22.489 1
52 GEBZE GEBZE KOCAELİ 237.494 1
53 GÜZELTEPE GEBZE KOCAELİ 1
54 BÜYÜKŞEHİR İZMİT KOCAELİ 202.003 1
55 DERİNCE İZMİT KOCAELİ 96.501 1
56 DÖNGEL İZMİT KOCAELİ 3.793 1
57 KULLAR İZMİT KOCAELİ 10.962 1
58 ÇUMRA ÇUMRA KONYA 41.645 1
59 EREĞLİ EREĞLİ KONYA 77.779 1
60 KARATAY KARATAY KONYA 146.251 1
61 BÜYÜKŞEHİR MERKEZ KONYA 611.329 1
62 SELÇUKLU SELÇUKLU KONYA 261.462 1
63 KÜTAHYA MERKEZ KÜTAHYA 158.776 2
64 TAVŞANLI TAVŞANLI KÜTAHYA 47.395 1
65 ALAÇAM ALAÇAM SAMSUN 13.069 1
66 LADİK LADİK SAMSUN 8.806 1
67 ATAKUM MERKEZ SAMSUN 36.460 1
68 BÜYÜKŞEHİR MERKEZ SAMSUN 331.801 1
69 CANİK MERKEZ SAMSUN 46.166 1
70 GAZİ MERKEZ SAMSUN 139.962 1
71 KURUPELİT MERKEZ SAMSUN 4.433 1
72 SİİRT MERKEZ SİİRT 104.475 1
73 SİVAS MERKEZ SİVAS 224.103 1
74 ŞARKIŞLA ŞARKIŞLA SİVAS 19.183 1
75 ÇORLU ÇORLU TEKİRDAĞ 117.447 1
76 MALKARA MALKARA TEKİRDAĞ 23.243 1
77 TEKİRDAĞ MERKEZ TEKİRDAĞ 97.736 1
78 ŞARKÖY ŞARKÖY TEKİRDAĞ 14.142 1
79 TOKAT MERKEZ TOKAT 97.164 1
80 TURHAL TURHAL TOKAT 83.430 1
81 TRABZON MERKEZ TRABZON 180.544 1
82 UŞAK MERKEZ UŞAK 124.042 1
83 DEVREK DEVREK ZONGULDAK 19.506 1
84 EREĞLİ EREĞLİ ZONGULDAK 74.078 1
85 GÜLÜÇ EREĞLİ ZONGULDAK 5.363 1

kaynak:yerelnet.org.tr

Yorum Yazın

XHTML: HTML Etiketi Kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>