Bağlama (Saz) Yapımının Tarihi

Bağlama-1

Bağlama yapım sanatçıları/ustaları , bağlama yapımı üzerinde yüzyıllarca uğraş vermişlerdir. Büyük çoğunluğunun okuma ve yazması olmayan bu sanatçıların matematik,fizik,biyoloji,ağaç bilimi ve benzeri bilimsel eğitim ve bilgilere de sahip olmadıkları bir gerçektir.Bunları edinecek imkanlar da yok idi o tarihlerde.
Bu şartlar altında, “deneme yanılma yöntemi” ile bağlamamızı geliştirmişler ve bugünlere taşımışlardır.Hepsinin bu emeklerini rahmet ve saygı ile yad ediyorum.
Onların bugün ki haline getirdikleri bağlamayı, bugün ki teknolojik değerler açısından incelediğimizde, onların “yolun büyük kısmını katettiklerine” şahit oluyoruz.Küçük detaylar dışında doğru olanı keşfetmişlerdir.Ağaç bilimini bilmemelerine rağmen yine ayni yöntemle doğru ağaçları tespit etmişler ve hangi ağacın nerede kullanılacağını bulmuşlardır.Oyma bağlama yapımı yanısıra yaprak/dilimli bağlamayı da icat edenler yine eski ustalarımız/atalarımızdır. Döş yahtasının yanlarına konan yanak/tırnak tahtası ve kapak bombeleri,orta eşik/köprü yerinin tesbiti,burguluk kısmının sapa göre eğik olması ve tekne arkasına açılan ses deliği de onların keşfidir.1960 lara gelindiğinde bağlamanın geldiği konum bu idi.İşte bu ve buna benzer pek çok özellik bizim bağlamamızın ses rengini/lezzetini oluşturmuştur.
Atalarımız olan bu ustaların yaptığı bağlamayı Türk ulusu yüzyıllardır çalmaktadır.
Bağlamanın kendine has bir ses rengi vardır.Bu ses rengi bağlamanın yapım özelliğinden kaynaklanır ve bizler bu sesi severiz.
Bu iş yemek yapmaya benzer.Geleneksel yemeklerimizin kendine has bir lezzeti vardır.Biz bu lezzeti severiz.Şayet bu yemeklerin malzemesi ve yapım şekinde bir değişiklik yapılırsa bu bir yemek olabilir belki, ama bizim bildiğimiz yemek olmaktan çıkar ve biz çok seviğimiz o lezzeti alamayız.
İşte halk sazımız olan bağlamanın sesinin de bir lezzeti/rengi vardır.Birileri kalkıp bu lezzeti bozacak bir bağlama yaparsa, bu bizim folklorumuzdaki bağlama olmaz, başka bir çalgı olur.İşte bu nedenledir ki bağlamızın kendine has özelliklerini bozmamamız gerekir.

Burada çok önemli bir gerçeği dile getirmek isterim:
Son yıllarda bazı kimselerin eski ustaların çalışmalarına dil uzatmakta olduklarına şahit olmaktayız.
Tamamen ticari maksatlı ve şöhret olma odaklı bu karalamaları şiddetle kınıyor ve bunu bir ihanet kabul ediyorum.
Bunların içinde üniversitede hocalık yapanları bile görmek, bizleri üzmektedir.
Gelişmiş ülkerin bulduğu ve kendi çalgılarında kullandığı teknolojik verileri onlardan kopye edip ve eski ustaların bilgileri de üzerine ilave ederek, bağlama yapım teknolojisinin mucitleri olarak kendilerini topluma tanıtmaktan da çekinmemektedirler. Kaldı ki ortaya attıkları yapım teknolojisi ve ağaç bilimi ile ilgili bilgilerin büyük çoğunluğu eski ustaların keşifleri ve eserleridir..

Bu şahıslar oyma bağlamayı karalarken, dilimli bağlamayı da “sanki kendileri icat etmişcesine” bir yalana başvurmakta, atalarımızın ses zenginliği için teknenin arkasına açmış oldukları ses deliğini,orta eşik/köprü yerinin tespitini,burguluk kısmının eğimini bile “kendi icatları” olarak anlatmaktalar ve atalarımızın el emeğine iftira ve ihanet etmektedirler. Ses/göğüs tahtasına verilen iki farklı bombe de yine eski ustaların eseridir.Bunu da karalıyor ve düz bir göğüs tahtasını savunuyorlardı.Lakin bu yanılgılarını sonradan anlayıp yan çizmek zorunda kalmışlardır.
Hani bir atasözü vardır “El atına binmiş caka satıyor” diye.Bunlar da eski ustaların emeklerini kendilerine maledip caka satmaktadırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.