Kayıtdışı Ekonomi ve Kara Para Konferansı

muhasebe-9

KAYITDIŞI EKONOMİ VE KARA PARA KONFERANSI

AÇILIŞ KONUŞMALARI

Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı, Profesör Doktor Sayın Celal GÖLE’nin Açılış Konuşması:

SBF’nin değerli çalışanları, değerli konuklar, değerli meslektaşlarım, Maliye Teftiş Kurulu (MTK) ve fakültemiz tarafından beraberce düzenlenen Kayıt Dışı Ekonomi ve Kara Para başlıklı bu konferansa hepiniz hoş geldiniz, onur verdiniz. Ülkemizin ekonomisi için son derece önem taşıyan bu konunun siyaset, yönetim bilimi, ekonomi, kamu hukuku ve devlet bürokrasisi alanında önemli bir tecrübesi ve geçmişi olan fakültemizin tarihi çatısı altında akademisyenler ve uygulayıcılar tarafından tartışılmasını, bu konferansın sonuçları açısından fevkalade önemli görüyorum. Her konuda olduğu gibi, sağlıklı çözüm önerilerinin akademisyenler ve uygulayıcıların birlikte çalışmaları sonucunda ortaya çıkacağına inanıyorum.

Değerli konuklar; kayıt-dışı ekonomi, özellikle bu kapsamda kara para olgusunun ortaya çıkış nedenleri ve büyüklüğü farklı olmakla birlikte, özellikle gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ) ciddi bir sorun haline gelmiştir ve gelmektedir. Toplumdaki yolsuzluklar, ekonomik sıkıntılar, vergi ve sosyal güvenlik sistemiyle doğrudan ilişkili, kayıt-dışı ekonomik faaliyetlerin ve kara paranın önlenmesi, devletin fonksiyonlarına ilişkin toplumsal algılama yanında, kanımca bürokrasinin etkin işleyebilmesini de, ilgilendirmektedir. Kayıt-dışı ekonominin önemli bir ayağı iş gücü piyasasıdır. Kayıt-dışında çalışan kesimlerin kazançları, büyük ölçüde vergi dışında kalırken, bir başka deyişle, bu kişiler vergi mükellefi kapsamına girmez iken, çalışanlar açısından daha büyük sorun ise sosyal güvenlik sisteminin dışında kalmaktır. Bu bir yandan çalışan kesimlerin geleceğini olumsuz etkilerken, diğer yandan da, mevcut sosyal güvenlik sisteminin tıkanmasına neden olmakta ve kamu kesimi finansmanını da, ister istemez zarara sokmaktadır. Bu çerçevede ekonomimizin sağlıklı bir yapıya kavuşabilmesi için, kara para ile de mücadele etmemiz kaçınılmazdır. İşte bugünkü konferansın, kara paranın önlenmesi, cezalandırılması ve kara para ile mücadele konusunda, bizlere ışık tutacağına inanıyorum.

Değerli konuklar, bildiğiniz gibi toplantımız iki oturumdan oluşmaktadır. Fakültemizin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Korkut Boratav’ın başkanlık yapacağı birinci oturumda, yine fakültemizin öğretim üyesi Prof. Dr. Ercan Uygur, kara para ve kayıt-dışı faaliyetlerin ekonomiye etkisi, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü tetkik hakimi sayın Ergin Ergül ise uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukukta karapara aklamanın önlenmesi ve cezalandırılması konusunda, birer tebliğ sunacaklardır. Öğleden sonraki ikinci oturumun başkanlığını MTK başkan yardımcısı sayın Hasan Atılgan yapacaktır. Bu oturumda da, Maliye Başmüfettişi sayın Hamza Kaçar, Karapara Aklama Suçu ve İnceleme Yöntemleri, Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Dairesi başkan yardımcısı sayın Şevket Taşdelen de, Karapara Mücadelesinde Polisin Rolü’nü anlatacaklardır. Sözlerime son verirken, tartışmalarında yaratacağı bu güncel ve renkli yorumların başarılı geçmesini diliyor, oturum başkanlarına ve konuşmacılara katkılarından ötürü şimdiden içten teşekkürlerimi fakültem ve şahsım adına sunuyorum, teşekkür ederim.

Maliye Müfettişi Doğan ALANTAR’ın Takdim Konuşması:

Konuşmalar için teşekkür ediyoruz. Değerli misafirlerimiz, Maliye Bakanımız sayın  Kemal Unakıtan, Bakanlar Kurulu ve Plan Bütçe Komisyonlarındaki yoğun iş programı nedeniyle, konferansımıza katılamayacaklarını bildirmişlerdir. Şimdi de, MTK başkanımız sayın Mehmet Tuncer’i açılış konuşmaları için kürsüye davet ediyorum.

Değerli Katılımcılar,

Siyasal Bilgiler  Fakültesi ile ortaklaşa düzenlediğimiz  Kayıt-dışı Ekonomi ve Karapara konferansına Maliye Bakanı ve Maliye Teftiş Kurulu adına hepinize hoş geldiniz dileklerimi sunarak, konuşmama başlamak istiyorum.

123 yıldır her türlü ekonomik ve mali suçlar ile mücadelede büyük görev, yetki ve sorumluluklar yüklenen Maliye Teftiş Kurulu’nun ve aynı paralelde kıymetli görevler yapmakta olan diğer kurum, kuruluş ve kişilerin bilgi, görüş ve eleştirilerinin ortaya konulması ve geniş  bir ortamda tartışılmasının sağlayacağı yararları saymaya, herhalde gerek yoktur.

Toplumların refah düzeyinin yükseltilmesi amacıyla geliştirilmeye çalışılan sosyal, siyasal, ekonomik, teknolojik, kültürel her türlü yaklaşım ve uygulamaların yeni sorunları, olumsuzlukları ve hatta bazı musibetleri de beraberinde getirmesi kaçınılmazdır. Bunların en açık örnekleri;  toplumsal  yozlaşma, gelir dağılımının bozulması, ahlaki ve kültürel çöküntü,  kayıt-dışı ekonominin ve karapara suçları ile terörün artması ve benzeri olumsuzluklardır.

Devlet; bir ülkeyi ve ulusu korumak, yönetmek ve yönlendirmek iddiasıyla ve toplumun  tüm gücünü, kaynağını ve yeteneğini temsil etmek üzere oluşturulmuş, en büyük siyasal örgütlenme modelidir. Bu iddianın ne dereceye kadar başarılabileceği, hiçbir zaman iddianın  kendisi kadar önemli olamaz.

Toplumun tüm gücünün, kaynağının ve yeteneğinin, bizatihi devletin elinde toplanması,  elbette ki söz konusu değildir. Buradaki ince nokta; bunların elde edilmesinin, kullanılmasının ve  el değiştirmesinin, devletin belirlediği ilkeler doğrultusunda cereyan etmesi, kayıt altına alınabilmesi ve gerektiğinde, devletin bu tasarruflara müdahale edebilmesidir.

Devletin, toplum düzenine ekonomik, mali, sosyal, kültürel, siyasi ve hatta fiziki açılardan katılımı ve müdahale etmesi, bu olaylar, ilişkiler ve süreçler içerisinde bizatihi yer almak suretiyle, doğrudan; veya kurallar koyarak, gözeterek, yönlendirerek, denetleyerek dolaylı  yollardan, gerçekleştirilebilir.

Kayıt-dışı ekonomiyi genel bir açıdan tanımlamak gerekirse; yasalarla getirilmiş veya genel kabul görmüş istisnalar dışında, ekonomik faktörlerin, faaliyetlerin, süreçlerin ve bunların  katma değer, getiri, paylaşım ve dağıtımlarının, devletin bilgisi ve kayıtları dışında  sürdürülmesidir, diyebiliriz.

Günümüzde ülkelerin önemli sorunlarından birisi olan kayıt-dışı ekonomi;  nedenleri, işleyişi  ve sonuçları açısından çok boyutlu, karmaşık,  çoğu kez de baş edilmez ölçeklerdedir.

Yanlış ekonomi politikaları, mali yapının ve sistemin geri ve yetersiz kalmışlığı, adaletsiz hukuk düzeni, devlet otoritesinin toplumu ezecek kadar sert veya söz geçiremeyecek kadar aciz  hale gelmesi, kamu mali denetiminin azim, irade ve beceriden yoksun olması, siyasi ve bürokratik yozlaşma, nasıl kayıt-dışı ekonominin körükleyicileri iseler; bireylerin açgözlülüğü, kolay yoldan zenginleşme zihniyetleri, ahlaki çöküntüleri, devletin mal ve haklarına saldırmayı mubah görmeleri de,  aynı derecede muzur unsurlardır.

Bütün bunlar göstermektedir ki, kayıt-dışı ekonominin doğuşunun ve büyümesinin vebalini tek başına devlete de, vatandaşa da  yüklemek doğru değildir. Her iki tarafın ayrı ayrı ve birlikte eleştirilmesi, şarttır. Kayıt-dışılık olgusunu, sadece, devletin bilgisi dışındaki olay ve süreçler olarak  algılamamak gerekir. Bazen kayıt altında olanlar içerisindeki kayıt dışılıklar da, önemli  boyutlara ulaşabilmektedir. Bir örnek vermek gerekirse, bugün vergide kayıt dışılık kavramı, vergi dairesine kaydını yaptırmayan, mükellefiyet tesis ettirmeyen kişilerden ziyade; vergi dairesinde kayıtları olduğu halde, daha açık ifade ile söyleyeyim, Türkiye’nin en tanınmış holdinglerinde, şirketlerinde, kurumlarında yapılan kayıt-dışı faaliyetler, diğer kayda geçirilmeyen mükelleflerden, kat kat daha fazla zarar vermektedir.

Kayıt-dışı ekonomik faaliyetlerden veya yasalarla ağır suç sayılan fiillerden elde edilen  karaparanın, aklanarak, temizlendikten sonra sisteme sokulmaya çalışılması da, ülkeleri sarsan  ve uluslararası sistemi sakatlayan, önemli bir başka konudur. Bu iki zararlı oluşum, birbirini etkilemekle yetinmemekte, yerel ve sınır-ötesi terör faaliyetlerine de, verimli finans  kaynakları yaratılmasını körükleyebilmektedir.       Bu konularda yaptığımız inceleme ve soruşturmalar göstermiştir ki, bu tür muzur  faaliyetler, bazı ülkeler tarafından, diğerleri aleyhine soğuk savaş silahları olarak, kolaylıkla  kullanabilmektedir. Enteresandır kamuoyuna yansıyan, yansımayan pek çok büyük operasyonlarda, karşımıza yabancılar, istihbarat örgütleri çıkabilmektedir. Mesela, Örümcek Ağı diye duyduğumuz bir operasyonda, 11 Eylül hadisesinden 3-4 ay önce, OSAMA BİN LADEN’nin adamlarından bir iki tanesi, bizim örümcek ağına takıldı. Bilmiyorduk tabi teferruatını, yani bu kadar içiçe girmiş olumsuzluklar.

Yolsuzlukla mücadelenin başarılı olabilmesi için, kayıt-dışı ekonominin kayıt altına  alınması ve suç ekonomisinin ise finans kaynaklarının kurutulması mutlak bir zarurettir.

Kayıt-dışı ekonominin önlenmesi, her şeyden önce, çağdaş devlet olmanın bir gereğidir. Bunu gerçekleştirmek için, toplumun tüm birimlerinin çaba harcamasının gerekli olduğu açıktır.  Kayıt-dışı ekonomiyle mücadelede başarılı olunabilmesi için, tüm kamu kurum ve kuruluşlarının, kendi görev alanlarında kayıt-dışı ekonomi ile mücadele programları hazırlaması  ve aralarında eşgüdüm sağlanması gereklidir.

Bu düşünceler içinde, Konferansın siz değerli katılımcılar açısından son derece faydalı  olacağına inanıyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum.

Maliye Müfettişi Doğan ALANTAR’ın Takdim Konuşması:

MTK Başkanımız Sayın Mehmet Tuncer’e, konuşmalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Saat 10:15 ile 13:00 arasında yapılacak olan, birinci oturumu yönetmek üzere Prof. Dr. Sayın Korkut Boratav ile konuşmacılarımız SBF öğretim üyesi Prof. Dr. Sayın Ercan Uygur ve Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Tetkik Hakimi Sayın Ergin Ergül’ü kürsüye davet ediyorum.

Birinci Oturum

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Sayın Korkut BORATAV’ın, Birinci Oturum Yöneticisi Olarak Yaptığı Açılış Konuşması:

Değerli konuklar, fakültemiz ders yılının ortasında olduğumuz için öğrencilerimizin ortada olmadığı bir döneme denk geldi. Buna rağmen salon dolu; bu dolu ve sanırım, eminim kaliteli topluluğun, herhalde tebliğ sahiplerine soracağı tartışmalı temalar da olabilir. Efendim şeyimiz elimizdeki program13:00’e kadar sürüyor. Ben değerli konuşmacılardan, eh işte 30/45 dakika aralığında bir sunuş yapmalarını, sonra eğer salondan katkı olursa, onlara yanıt vermelerini tepki göstermelerini veya eksik kalmış hususlara, varsa birbirlerinin görüşlerine katkı yapacakları hususlar varsa, bu ikinci tura bırakmalarını rica ediyorum. Dolayısıyla önümüzdeki listenin sırasını izleyerek, ilk konuşmayı değerli meslektaşım Ercan Uygur’a veriyorum. Buyurun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.