Yayınlandı: Çar, Ağu 1st, 2018

Memurların Mali Sourmluluğunun 5018 Sayılı Kanun Açısından Değerlendirilmesi

 

 

MEMURLARIN MALİ SORUMLULUĞUNUN 5018 SAYILI KANUN

AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

 

I-GİRİŞ

            İdare hukuku, devletin yönetim olgusunun ortaya çıkardığı bir hukuk dalıdır. Yönetim ergenin mevzuata uygun olarak yerine getirilmesi gerekir.

Yönetim; yetki, yetki kullanımı (icra) ve icra sonucunda ortaya çıkan sorumluluk üçlemesiyle ifade edilebilir.

Kamu idaresine belirli konularında yetkiler verilir. Kamu yöneticileri, bu yetkilerini kullanırlar ve yetki kulamı sonucu oluşan işlerden kamu ve bu yetkiyi kullanan kamu yöneticileri ile memurlar sorumludur.

Mali anlamda idare, yasal dayanağını 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu ile Bütçe Kanunundan alır.

Bütçe Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yürütme ergine (idareye) verdiği kamu kaynağını kullanma yetkisi olarak tanımlanabilir.

İdari açıdan bakıldığında, kamu harcaması da bir yetki kullanımıdır. Bu yetki kullanımının karşılığında bir sorumluluk doğması da kaçınılmazdır.

Sorumlulukla ilgili mali anlamda üzerinde durulması gereken konu, oluşan sorumlulukta mevzuatın belirlediği sınırların aşılıp aşılmadığı, ya da şahıs ve kurumların, bu yetki kullanımı neticesinde bir zarara uğrayıp uğramadığıdır.

Bunun tespiti ise, konuyla ilgili olarak yetkili olan idari, adli, ve mali yargı mercileri ve kısmen de olsa idaredir.

Bu çalışmada, idareye verilen yetkilerin kullanılması sonucu ortaya çıkan sorumluluk kavramları ve kısmen de mali sorumluluk kavramı üzerinde durulacaktır.

Çalışmanın amacı, konuyla ilgili olan kişilerin sorumlulukla ilgili pozisyonların değerlendirilmesi anlamında bir bakış açısını ortaya koymaktır.

 

            II-MALİ SORUMLULUK

 

Mali sorumluluk; kişinin gerek hazineye gerekse başka bir kişiye verdiği zararın kendisine ödettirilmesi sonucunu doğuran sorumluluk türüdür. Kamu personelinin mali sorumluluğu konusundaki genel düzenleme Anayasanın 129’uncu maddesindeki  “memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir” hükmü sorumluluğa ilişkin yaklaşımların temelini oluşturur.

Kamu personelinin büyük bir çoğunluğunu kapsamına alan 657 sayılı DMK’nun 12 ve 13’üncü maddelerinde ise kamu görevlilerinin hem devlete verdikleri zararlar hem de kişilere verdikleri zararlardan dolayı sorumluluklarına ilişkin hükümler yer almıştır.

Fakat burada üzerinde durulması gereken konu, genel olarak memurların mali sorumluluğu değil, kamu harcamalarının yapılması sürecinde olan memurlar ve bunların mali sorumluluğudur.

 

A-Mali Sorumluluğun Müeyyidesi

Mali sorumluluğun müeyyidesi zarar doğurucu eylemi yapanın tazminata mahkûm olmasıdır. Sorumluluğu tespit mercii zararın türüne, bağlı bulunulan kuruma, kişi ile kurum arasındaki hukuki ilişkiye ve kişinin görevine (hukuksal statüsüne) bağlı olarak değişmektedir.

Kamu personelinin devlete verdikleri zararlar konusunda duruma göre adli mahkemeler ve belli tutarı aşmayan zararlar konusunda idare organları sorumluluğu tespitte yetkili iken 5018 sayılı kanun kapsamında sorumluluğu düzenlenen personel için mali sorumluluğun tespit yeri Sayıştay Başkanlığıdır.

Bir kişinin sorumluluğuna Sayıştay’ca karar verildiği zaman ne şekilde müeyyide uygulanacağı Sayıştay Kanununda açıklanmıştır. Anılan Kanunun Sorumluluk Halleri başlıklı 45’inci maddesinde şöyle denilmektedir:

“Sorumlularca; gelir, gider, mal ve kıymetlerden mevzuata uygun olarak tahakkuk ettirilmediği, alınmadığı, harcanmadığı, saklanmadığı veya idare edilmediği Sayıştay’ca kesin hükme bağlananları, sorumlular keyfiyetin idarece kendilerine bildirilmesinden başlayarak üç ay içinde Hazineye ödemek zorundadırlar.”

Bu maddeye göre, sorumluluğu tespit edilenler hükmedilen hazine zararını kendilerine hükmün tebliğinden itibaren üç ay içinde hazineye yatırmak zorundadırlar. Yatırmadıkları takdirde zarar İcra İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil edilir.

 

 B-Mali Bakımdan Sorumluluk Türleri

Sorumluk kavramı kusura dayanan ve kusursuz sorumluluk olarak ayrılabildiği gibi hukuksal sorumluluk, ceza sorumluluğu, disiplin sorumluluğu, idari sorumluluk, siyasal sorumluluk olarak da karşımıza çıkabilir.

Bunun yanında bazen memurlar tek bir eylem nedeniyle birden fazla sorumluluk türüyle karşı karşıya kalabilirler.

Örneğin yapılan hatalı ödeme çerçevesinde mali, idari, cezai ve disiplin sorumluluğu ile karşı karşıya kalınabilir.

 

1- Kusura Dayalı Sorumluluk

Sorumluluk türlerinden en yaygın ve geniş olanı, kusura dayalı sorumluluktur. Burada sorumluluk, zarar veren kişinin kusurlu davranışına dayandığından “kusur sorumluluğu” denildiği gibi, zarar verici davranış belli bir kişiye bağlandığı için “sübjektif sorumluluk” da denilmektedir. Kusur sorumluluğu aynı zamanda, “haksız fiil sorumluluğu” olarak da ifade edilmektedir.

Bir fiilin, genel olarak “haksız fiil” sayılması ve failin bu fiilin sonucu oluşan zarardan sorumlu tutulması için hangi şartların gerçekleşmiş olması gerektiği BK’nun 41 inci maddesinde şu şekilde belirtilmiştir: “Gerek kasten, gerek ihmal ve unutma ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar veren şahıs, o zararı tazmine mecburdur.” Bu hükme göre kusurlu sorumluluğu doğuran haksız fiilden söz edebilmek için şu unsurların birlikte bulunması gerekmektedir.

 

  1. a) Hukuka Aykırılık

Madde hükmünde yer alan ‘haksız bir surette’ ibaresinin gerçek anlamı hukuka aykırılıktır. Bir fiil, hukuk düzeninin herhangi bir emrini ihlal ettiği zaman hukuka aykırı olur. Hukuka aykırılık, kanunların yapılmamasını emrettiği bir eylemin yapılması şeklinde ortaya çıkabileceği gibi yapılmasını emrettiği bir davranış konusunda eylemsizlik halinde de ortaya çıkabilir.

 

  1. b) Kusur

Kusura dayanan sorumlulukta sorumluluğun en önemli unsuru kusurdur. Bu tür sorumlulukta kusur sorumluluğun kurucu unsurudur. Burada kusur olmadan sorumluluk olmaz ilkesi geçerlidir.

Kusur, hukuk düzeninin kınadığı, hoş görmediği, hukuka aykırı bir davranış biçimi,  veya hukuk nizamının kınadığı ve muayyen şartlar altında fertlerden beklenen ortalama hareket tarzına uygun olmayan ya da bu ortalama hareket tarzından inhiraf   [dönme, sapma] olarak ifade edilir.

Kusur, şu esasa dayanır: Herkes hukuksal hayatı etkileyecek, bütün fiillerini kendi bilinçli iradesinin denetimi altında bulundurur ve bulundurmalıdır. Bir fiil hukuka aykırı ise, bu aykırılık fiili işleyenin iradesi ile bağlantılıdır.

Fail ya sonucu meydana getiren fiili isteyerek işlemiştir, ya da bunu işlememek için gerekli iradi çabayı göstermemiştir. Kusurlu davranış kasten veya ihmal sonucunda ortaya çıkabilir.

Kast, failin fiilinde hukuka aykırı bir sonucu istemesi ya da öngörebilir durumda olmasıdır. İhmal ise, dikkatsizlik, tedbirsizlik, unutma vb. nedenlerle hukuka aykırı sonucu istememekle beraber neticenin ortaya çıkmasını engelleyici tedbirler hususunda gerekli özeninin gösterilmediği durumda ortaya çıkar.

 

  1. c) Zarar

Bir varlığın değerinde, o varlığa sahip olan kimsenin isteği dışında meydana gelen eksilmeye zarar denilmektedir.  Kişinin maddi ve manevi varlığında, isteği dışında meydana getirilmiş olan eksilmenin karşılanması için, zarardan sorumlu olana yükletilen edime ise tazminat denilir. Sorumlulukta zarar yoksa tazminat da yoktur.

Zarar, malvarlığındaki bir azalış şeklinde ortaya çıkabileceği gibi kardan mahrumiyet şeklinde de meydana gelebilir. Yargıtay, malvarlığındaki azalmanın bir harcamayı gerektirmesi halini tazminat için yeterli görmüştür. Davanın görülmesi sırasında harcamanın yapılmış olması bir şart olarak aranmamaktadır.

 

  1. d) İlliyet Bağı

“İlliyet” sebebi sonuca bağlayan unsurdur. Haksız fiil ile meydana gelen zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisine illiyet bağı denilmektedir. Bir kişinin işlediği hukuka aykırı fiil sebebiyle sorumlu tutulabilmesi için işlenen fiil ile, meydana gelen zarar arasında illi (nedensel) bir ilişki ya da bağlantı olmalıdır.

İlliyet bağı koşulu, Borçlar Kanununun 41’inci maddesinde “…… zarar ika eden….” ve “….. sebebiyet veren ….” sözcükleriyle ifade edilmiştir. “Sebep” ve onun neden olduğu “sonuç” arasındaki “bağ”ın var olması sorumluluğun koşuludur. Böyle bir bağ kurulamıyorsa sorumluluk da doğmayacaktır.

 

2- Kusursuz Sorumluluk

Objektif sorumluluk ya da sebep sorumluluğu da denilen kusursuz sorumlulukta, kusurlu sorumluluğun temel unsurları olan kusur ve hukuka aykırılık bir koşul olmaktan çıkmıştır. Bir kimsenin başka bir kişiye zarar vermesi ve bu zararla zarar verenin fiili arasında nedensellik bağının olması sorumluluk için yeterlidir.

Bu itibarla, yasalarla kusur aranmaksızın sorumlu kabul edilen kimselerin eylemlerinden zarar gören kişiler, karşı tarafın olayda kusuru bulunduğunu ispat etmek zorunda olmadıkları gibi, kusursuz sorumlu sayılan kişi ya da kurum olayda kusuru bulunmadığını ispat etmekle sorumluluktan kurtulamaz.

Sorumluluktan kurtulmak için fiil ile zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisinin ortadan kalktığını ispat etmek gerekir. İlliyet bağının kopması zarar görenin veya üçüncü bir kişinin ağır kusuru nedeniyle olabilir. Diğer yandan beklenmeyen haller ve olağanüstü olaylar illiyet bağının kopması sonucunu doğurabilir.

Yukarıda açıklandığı üzere kusursuz sorumlulukta, kural olarak sorumluluk için, zarar verenin kusurunun bulunması gerekmemektedir. Ancak, bazı ayrık ve istisnai durumlarda ve özellikle yasal düzenlemenin bulunduğu hallerde zarar verenin sorumlu tutulabilmesi ancak kusurluluğun kanıtlanmasına bağlıdır. Yapılan bu açıklama ile, kusursuz sorumlu olunan olayla, zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmasa da, mutlaka sorumlu olunacağı sonucu çıkarılmamalıdır. Kusursuz sorumlu olduğu iddia edilen kimse de, olayla zarar arasındaki illiyet bağının mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin tam kusuru ile kesildiğini kanıtlamak suretiyle kusursuz sorumlu konumunda da bulunsa, sorumluluktan kurtulabilir.

 

III-5018 SAYILI KANUNDA YER ALAN SORUMLULUKLAR

 

Mali sorumluluğun tespiti, 5018 sayılı kanun ve ilgili harcama kanunları (Kamu İhale Kanunu, 657 Sayılı Kanun, Harcırah Kanunu gibi) ve Sayıştay Kanunu kapsamında yapılmaktadır. Bu kanunlardaki kısıtlar genellikle açık ve net hususları içerdiğinden, mali sorumluluğun  tespiti genellikle, Borçlar Kanununda belirtildiği gibi detaylı sorgulara gerek kalmadan anlaşılabilmektedir.

Bu kolaylığı sağlayan diğer önemli bir etken ise, 5018 sayılı kanunda harcama sürecinde rol alan kamu görevlileri ve sorumlulukları açık ve net bir şekilde ifade edilmiş olmasıdır.

5018 sayılı kanunda sorumluluk kavramı hesap verme sorumluluğu olarak, ilk planda karşımıza çıkmaktadır.

 

A-Hesap Verme Sorumluluğu

“Hesap verme sorumluluğu

Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.”

Daha sonra harcama sürecinde rol alan görevlilerin sorumlulukları tek tek sayılmak suretiyle ifade edilmiştir.

 

B-Bakanların Mali Sorumluluğu

           Bakanlar, hükümet politikasının uygulanması ile bakanlıklarının ve bakanlıklarına bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşların stratejik planları ile bütçelerinin kalkınma planlarına, yıllık programlara uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, bu çerçevede diğer bakanlıklarla koordinasyon ve işbirliğini sağlamaktan sorumludur. Bu sorumluluk, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri için Millî Eğitim Bakanına, mahallî idareler için İçişleri Bakanına aittir.

Bakanlar, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması ile hukuki ve mali konularda Başbakana ve Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı sorumludurlar.

           

B-Üst Yöneticilerin Mali Sorumluluğu

           Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Millî Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır.

Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.

Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.

 

C-Harcama Yetkisi ve Harcama Yetkilisinin Mali Sorumluluğu

            Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.

Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.

Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.

Harcama yetkisinin devredilmesi, yetkiyi devredenin idarî sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Harcama yetkilileri bütçede öngörülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesiyle kendisine ödenek verilen harcama yetkilileri ise tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabilir.

 

D-Komite veya Komisyonların Mali Sorumluluğu

Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.

 

E-Gider Gerçekleştirme Görevlilerinin Mali Sorumluluğu

Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.

Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.

           

F-Gelirlerin  Toplanmasıyla İlgili Mali Sorumluluk

           Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.

           

G-Ayniyat İşlemleriyle İlgili Mali sorumluluk

           Kamu idareleri, taşınırların yönetimi, kaydı, muhafazası ve kullanımından sorumludurlar. Taşınırların özelliğinden veya olağan kullanımından kaynaklanan yıpranma ile usulüne uygun olarak belirlenen firelerden dolayı sorumluluk aranmaz.

Kullanılmak üzere taşınır teslim edilen görevliler, taşınırın korunmasından ve taşınıra verilen zararlardan sorumludur. Kamu idareleri, verilen zararların sorumlularına ödettirilmesini sağlamakla yükümlüdür.

Kamu idarelerine ait malları edinme, kiralama, tahsis, yönetim, kullanma ve elden çıkarma işlemleri, mevzuatında öngörülen kurallar dahilinde hizmetin amacına uygun olarak verimlilik ve tutumluluk ilkesine göre yapılır. Bu ilkeye aykırı eylem ve işlemlerden doğacak zararlardan, malların yönetimi veya kullanılması hususunda yetki verilenler sorumludur.

 

H-Muhasebe Yetkililerinin Mali sorumluluğu

            Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. Bu işlemleri yürütenler muhasebe yetkilisidir. Memuriyet kadro ve unvanlarının muhasebe yetkilisi niteliğine etkisi yoktur.

Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur.

Muhasebe yetkilileri ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde;

  1. a) Yetkililerin imzasını,
  2. b) Ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olmasını,
  3. c) Maddi hata bulunup bulunmadığını,
  4. d) Hak sahibinin kimliğine ilişkin bilgileri,

Kontrol etmekle yükümlüdür.

Muhasebe yetkilileri, ilgili mevzuatında düzenlenmiş belgeler dışında belge arayamaz. Yukarıda sayılan konulara ilişkin hata veya eksiklik bulunması halinde ödeme yapamaz. Belgesi eksik veya hatalı olan ödeme emri belgeleri, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç bir iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hataların düzeltilmesi veya eksikliklerin giderilmesi halinde ödeme işlemi gerçekleştirilir.

Muhasebe yetkilileri işlemlerine ilişkin defter, kayıt ve belgeleri muhafaza eder ve denetime hazır bulundurur.

Muhasebe yetkilileri, ödemeye ilişkin hükümler ile ödemeye ilişkin kontrol yükümlülüklerinden dolayı sorumludur. Muhasebe yetkililerinin bu Kanuna göre yapacakları kontrollere ilişkin sorumlulukları, görevleri gereği incelemeleri gereken belgelerle sınırlıdır.

 

I-Muhasebe Yetkilisi Mutemetlerinin Mali Sorumluluğu

Muhasebe yetkilisi adına ve hesabına para ve parayla ifade edilebilen değerleri geçici olarak almaya, vermeye ve göndermeye yetkili olanlar muhasebe yetkilisi mutemedidir.  Muhasebe yetkilisi mutemetleri doğrudan muhasebe yetkilisine karşı sorumludur. Muhasebe yetkilisi mutemetlerinin görevlendirilmeleri, yetkileri, denetimi, tutacakları defter ve belgeler ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

 

IV-SONUÇ

Çalışmanın giriş kısmında belirttiğimiz gibi, yönetim beraberinde sorumluluğu getirmektedir.

Mali sorumluluk, yönetim olgusunun gerektirdiği sorumluluk türlerinden birisidir.

Konuyla ilgili olarak Anayasa’ mızda çeşitli hükümler yer almakla beraber, asıl düzenlemeler 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu ve Sayıştay Kanununda yapılmıştır.

Mali sorumlulukla ilgili karşımıza çıkan en önemli olgu, 1050 sayılı kanunda yer alan kusursuz sorumluluk ilkesinin 5018 sayılı kanunla beraber terk edilmiş olmasıdır.

5018 sayılı kanunda, harcama sürecinde rol alan görevliler tek tek sayılmış, buna ayniyat işlemlerinde yer alan görevliler ve gelir tahsil edilmesinde yer alan görevliler de dahil edilmek suretiyle kamu yönetiminde yer alan mali sorumluluk olgusu tamamen kapsanmaya çalışılmıştır.

Teker teker sayılan görevlilerin sorumlu oldukları hususlar ve hangi mercie karşı sorumlu oldukları da ifade edilmiştir.

Sorumlulukların bu şekilde açık ve net bir şekilde ortaya koyulması, şüphesiz kamu yönetiminin işini daha da kolaylaştırmıştır.

Kusurlu sorumluluk ilkesinin getirilmesi sonucunda da, görevliler arasında hakkaniyetli bir sorumluluk dengesi kurulduğu söylenilebilir.

kaynak:Ömer Köse

Maliye Bakanlığı

Muhasebat Başkontrolörü

 

 

 

 

Kaynakça                      :

Devlet Memurları Kanunu Ders Notları Ahmet BAĞBAŞLIOĞLU Muhasebat Başkontrolörü

Açıklamalı657 Sayılı Devlet memurları Kanunu Mustafa İnal Ömer Köse Muhasebat Kontrolörleri Yayını Anakara 2007

Kamu Personelinin Mali Sorumluluğu 1999 İsmail Hakkı   Sayın

Yorum Yazın

XHTML: HTML Etiketi Kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>